Sarraf mesleğinde güven, yüksek sesle dile getirilen bir iddia değildir. “Bana güven” cümlesi, bu meslekte değer üretmez; hatta çoğu zaman ters etki yapar. Çünkü altınla çalışılan bir alanda güven, sözle kurulamayacak kadar yüksek bedelli ve uzun vadeli bir değerdir. Bu yüzden güven söylenmez; gösterilir.
Güvenin gösterilmesinin ilk nedeni, altın mesleğinde hatanın somut ve geri dönüşü zor olmasıdır. Yanlış bir fiyatlama, eksik bir açıklama ya da acele bir karar; soyut bir memnuniyetsizlik değil, gerçek bir kayıp üretir. Böyle bir ortamda güven, niyet beyanıyla değil; tekrar eden doğru davranışlarla oluşur. Bir kez doğru yapmak yetmez; doğruyu istikrarlı biçimde yapabilmek gerekir.
Sarraf mesleğinde güven, karar anlarında görünür olur. Piyasa hızlandığında, müşteri baskısı arttığında, fırsat hissi güçlendiğinde… Herkesin “olur” dediği yerde durabilmek, uygun olmayanı reddedebilmek, doğru zamanı bekleyebilmek; güvenin en güçlü göstergesidir. Bu duruş anlatılmaz; yaşanır.
Güvenin söylenmemesinin bir diğer nedeni, güvenin sonuçla ölçülmesidir. Söylenen sözler o an etkileyici olabilir; ama güven, zaman içinde üretilen sonuçlara bakar. Az sürpriz, tutarlı süreç, açıklanabilir kararlar… Bunlar biriktiğinde güven kendiliğinden görünür hale gelir. Söze ihtiyaç kalmaz; çünkü davranış konuşur.
Sarraf mesleğinde güven, açıklama biçiminde de gösterilir. Profesyonel duruş, savunmaya geçmez. Bir işlem sorulduğunda geriye doğru izlenebiliyorsa, gerekçesi netse ve sınırları belliyse; güven kurulmuştur. Burada güven, “bana inan” talebi değil; “bak, böyle yaptık” şeffaflığıdır.
Güvenin gösterilmesi gereken bir başka alan, hata ile kurulan ilişkidir. Hata kaçınılmazdır; fakat güven, hatanın varlığında değil, hata karşısındaki tavırda oluşur. Hatasını gizlemeyen, analiz eden ve tekrarını önleyecek refleksi kuran sarraf; güveni davranışla inşa eder. Bu yaklaşım sözle anlatılmaz; süreçte hissedilir.
Altın mesleğinde güven ayrıca zamanla ortaya çıkar. Güven hızlı kurulmaz; çünkü hızlı kurulan şey genellikle beklentidir. Beklenti bozulduğunda güven yıkılır. Oysa güven, küçük ama tutarlı davranışların birikimidir. Bu birikim sessizdir. Gürültüye ihtiyaç duymaz. Zaman geçtikçe kendini gösterir.
Bir diğer önemli nokta, güvenin kişiden sürece kaymasıdır. “Bu sarraf güvenilir” demekten daha güçlü olan, “burada işler böyle yürür” duygusudur. Güven, kişisel sempatiye değil; süreç tutarlılığına bağlandığında kalıcı olur. Bu da ancak gösterilerek sağlanır, anlatılarak değil.
Son olarak güven, bedel ödenen anlarda görünür olur. Kısa vadeli kazançtan vazgeçildiğinde, yanlış zamanlamaya girilmediğinde, açıklanamayacak bir iş yapılmadığında… İşte bu anlarda güven inşa edilir. Bu bedeller alkış getirmez; ama mesleği ayakta tutar.
Özetle sarraf mesleğinde güven;
– sözle değil, tekrarla,
– iddiayla değil, duruşla,
– vaatle değil, sonuçla,
– savunmayla değil, açıklıkla,
– hızla değil, istikrarla
kurulur.
Bu yüzden güven söylenmez. Çünkü söylenen güven, çoğu zaman savunma ihtiyacının işaretidir. Gerçek güven ise konuşmadan da anlaşılır. Altın mesleğinde asıl fark, tam olarak bu sessizlikte ortaya çıkar.

