Sarraf mesleğinde düşünme disiplini, doğuştan gelen bir özellik değildir. Zamanla kendiliğinden de oluşmaz. Düşünme disiplini; bilgiyi yavaşlatabilme, sezgiyi sorgulayabilme ve kararı gerekçelendirebilme becerilerinin bilinçli biçimde geliştirilmesiyle kazanılır. Bu disiplin yoksa tecrübe artar; ama karar kalitesi aynı yerde kalır.
Düşünme disiplininin ilk adımı, otomatik tepkiyi fark edebilmektir. Piyasa hareket ettiğinde, müşteri talepkâr olduğunda ya da fiyat hızlandığında verilen ilk tepki çoğu zaman refleksiftir. Bu refleks yanlış olmak zorunda değildir; ancak sorgulanmadığında risk üretir. Disiplin, “ilk tepki” ile “nihai karar” arasına kısa bir zihinsel boşluk koyabilmektir. Bu boşluk, düşünmenin başladığı yerdir.
İkinci adım, neden–sonuç ilişkisi kurma alışkanlığıdır. Düşünme disiplini olan sarraf, simgelere değil bağlama bakar. Fiyat yükseldi mi diye değil; neden yükseldi, hangi koşulda yükseldi ve bu koşul sürdürülebilir mi diye sorar. Aynı sonucu üreten farklı nedenleri ayırt edebildiğinde, karar tekrar edilebilir hale gelir. Disiplin, sezgiyi susturmak değil; sezgiyi nedenle sınamaktır.
Bu disiplin, hızla bilinçli bir ilişki kurulduğunda gelişir. Sarraf mesleğinde hız kaçınılmazdır; ancak her hız karar gerektirmez. Düşünme disiplini, hız anında “bir şey yapmalıyım” baskısını fark edip, gerektiğinde bilinçli durmayı seçebilmektir. Bu duruş kararsızlık değil; kararın kalitesini koruma refleksidir.
Düşünme disiplini, tecrübenin mutlak doğru olmaktan çıkarılmasıyla güçlenir. “Yıllardır böyle” cümlesi, disiplinin en büyük düşmanıdır. Disiplinli düşünce, tecrübeyi referans alır ama kutsamaz. Her yeni durumda şu soruyu sorar: “Bu deneyim bugün de geçerli mi?” Bu soru sorulmadığında tecrübe hız kazandırır; ama kör nokta üretir.
Bir diğer kritik unsur, karar sonrası değerlendirme alışkanlığıdır. Düşünme disiplini yalnızca karar öncesinde değil, karar sonrasında da çalışır. Alınan karar ne üretti, hangi varsayım doğru çıktı, hangisi zorladı? Bu değerlendirme yapılmıyorsa düşünme gelişmez, sadece tekrar eder. Disiplin, sonucu kişiselleştirmeden analiz edebilmektir.
Düşünme disiplini, duygularla mesafe kurmayı da gerektirir. Korku, açgözlülük, kaçırma endişesi ya da başkalarının ne yaptığına bakma refleksi; düşünmeyi bozan en güçlü etkenlerdir. Disiplin, duyguları yok saymak değil; onları fark edip kararın merkezinden uzaklaştırabilmektir. Duygunun fark edilmediği yerde sezgi karar sanılır.
Bu disiplin, detay okuma alışkanlığıyla derinleşir. Küçük sapmalar, rutin içindeki farklar, sessiz sinyaller… Düşünme disiplini olan sarraf, büyük resme bakarken küçük detayları kaçırmaz. Çünkü bilir ki büyük riskler çoğu zaman küçük ve tekrar eden ihmal alanlarında birikir.
Son olarak düşünme disiplini, sürdürülebilirlik bakışıyla tamamlanır. “Bugün kazandırır mı?” sorusu yerini “yarın ne üretir?” sorusuna bıraktığında disiplin yerleşir. Kısa vadeli kazançla uzun vadeli güven arasındaki farkı gözetmek, düşünmenin mesleki olgunluk düzeyine çıktığını gösterir.
Özetle sarraf mesleğinde düşünme disiplini;
– refleksi fark edebildiğinde,
– sezgiyi sorgulayabildiğinde,
– hıza fren koyabildiğinde,
– tecrübeyi test edebildiğinde,
– kararı analiz edebildiğinde,
– duygularla mesafe kurabildiğinde
kazanılır.Bu disiplin yüksek sesle konuşmaz, gösteriş yapmaz. Ama kararların tutarlılığında, risklerin erken fark edilmesinde ve mesleğin uzun soluklu ilerleyişinde sessizce kendini belli eder. Sarrafı satıcıdan ayıran, ustayı kalıcı kılan tam olarak bu düşünme disiplinidir.

