Meslekte ustalaşan kişiler için sıkça şu cümle kurulur:
“Bu işi sezgisiyle yapıyor.”
Bu ifade çoğu zaman sezgiyi doğuştan gelen, aktarılamaz bir yetenek gibi gösterir. Oysa sahada görülen gerçek şudur:
Mesleki sezgi öğretilmez; ama sistemli biçimde inşa edilir.
Bu yazıda, mesleki sezginin ne olduğunu, neden doğrudan öğretilemediğini ve nasıl adım adım inşa edildiğini net bir çerçevede ele alıyoruz.
Mesleki Sezgi Nedir?
Mesleki sezgi, “içgüdü” değildir. Tahmin hiç değildir.
Mesleki sezgi;
- ölçümden önce risk hissetmek,
- hesaplamadan önce sonucu sezmek,
- rakamlar tutarken bile “bir şey eksik” diyebilmektir.
Bu sezgi, bilgiyi atlayarak değil; bilginin içselleşmesiyle ortaya çıkar.
Neden Öğretilmez?
Çünkü sezgi bir bilgi paketi değildir.
– aktarılacak bir formülü yoktur, – ezberlenecek bir listesi yoktur, – sınavla ölçülemez.
Usta bir sarraf şunu söyleyebilir:
“Burada bir sorun var.”
Ama bu cümlenin arkasındaki yüzlerce küçük sinyali tek tek anlatamaz.
Bu yüzden sezgi, sınıfta öğretilmez. Ama doğru zemin hazırlanırsa gelişir.
Sezgi Nerede İnşa Edilir?
Mesleki sezgi üç temel alanda inşa edilir:
- karşılaştırma,
- hata analizi,
- geri dönüş deneyimi.
1) Karşılaştırma: Sezginin İlk Tuğlası
Aynı altının:
- farklı kişilerde,
- farklı yerlerde,
- farklı sonuçlar üretmesi
sezgiyi tetikler.
Bu noktada kritik soru şudur:
“Neden aynı şey, farklı sonuç verdi?”
Bu soru sorulmadıkça sezgi oluşmaz. Sorulduğunda ise bilgi derinleşir.
2) Hata Analizi: Sezginin Sertleştiği Yer
Meslekte herkes hata yapar. Ama herkes sezgi kazanmaz.
Fark şuradadır:
- Hata “piyasa”ya mı atıldı?
- Yoksa parçalara mı ayrıldı?
Sezgi, hatanın nerede başladığını ararken oluşur:
- hangi varsayım yanlıştı?
- hangi detay atlandı?
- hangi sinyal görmezden gelindi?
Bu sorgulama yapılmadığında, hata tecrübe olmaz; sadece tekrar olur.
3) Geri Dönüş: Satış Anının Öğrettikleri
Sezginin en güçlü öğretmeni, satış anıdır.
Çünkü orada varsayım kalmaz.
– işçilik geri döndü mü? – likidite beklendiği gibi miydi? – ölçümle sonuç örtüştü mü?
Bu geri dönüşler not edilmezse, sezgi oluşmaz.
Not edildiğinde ise bir dahaki alımda “içten gelen bir dur” hissi gelişir.
Sezgi Ne Zaman Yanıltır?
Sezgi, bilgiyle beslenmezse risklidir.
Şu durumda sezgi bozulur:
- ölçüm ihmal edilirse,
- kayıt tutulmazsa,
- aynı hatalar normalleşirse.
Bu noktada sezgi değil; alışkanlık devreye girer.
Alışkanlık, sezgi gibi hissettirir ama çoğu zaman yanıltır.
Usta–Çırak Arasındaki Gerçek Fark
Usta sezgiyi anlatamaz. Ama ortamı kurar.
– neden durduğunu, – neden acele etmediğini, – neden bir ürünü geri çevirdiğini
davranışıyla gösterir.
Çırak için asıl eğitim, bu davranışların tekrar tekrar gözlemlenmesidir.
En Büyük Yanılgı
“Bende sezgi yok.”
Çoğu zaman sorun sezgi eksikliği değildir. Sezgiyi besleyecek disiplinin olmamasıdır.
Sezgi;
- soru sorulduğunda,
- kayıt tutulduğunda,
- geri dönüş ciddiye alındığında
kendiliğinden gelişir.
Mesleki sezgi öğretilmez. Ama şansa da bırakılmaz.
Doğru karşılaştırmalar, dürüst hata analizi ve satış geri dönüşleriyle bilinçli olarak inşa edilir.
Bu yüzden sezgi, yılların değil; yıllar boyunca nasıl düşünüldüğünün sonucudur.
Sessiz güç, net etki tam da burada başlar: bildiğini hisse değil, hissettiğini bilgiye dayandırmak.

