Meslek içi kör noktalar, bilgi eksikliğinden çok alışkanlık fazlalığından doğar. Bir işi uzun süre aynı şekilde yapmak, uzmanlık kazandırırken aynı zamanda farkındalığı daraltabilir. Kör nokta; bilmediğimiz değil, bildiğimizi varsaydığımız alanlarda oluşur. Bu yüzden en tehlikeli olanı sessizdir, uyarı vermez ve çoğu zaman sonuç ortaya çıkana kadar fark edilmez.
Kör noktaların oluşumundaki ilk etken, rutinleşmedir. Aynı işlemleri her gün benzer şekilde yapmak, düşünme yükünü azaltır. Zaman kazandırır; ancak sorgulamayı da azaltır. “Her zamanki gibi” yapılan işler, mevzuat değişmiş olsa bile aynı refleksle yürütülür. Rutin, verimlilik sağlarken farkındalığı körelttiğinde kör nokta üretmeye başlar.
İkinci etken, tecrübenin mutlak doğru gibi algılanmasıdır. Tecrübe değerlidir; fakat güncellenmediğinde referans olmaktan çıkar. “Yıllardır böyle yapıyoruz” cümlesi, çoğu kör noktanın başlangıç noktasıdır. Tecrübe, bugünün koşullarıyla test edilmediğinde geçmişin doğrularını bugüne taşır ve bu da hataya zemin hazırlar.
Bir diğer neden, hız baskısıdır. İş yoğunluğu arttıkça, kararlar daha hızlı alınır; kontroller daha yüzeysel yapılır. Hız, düşünmenin yerini aldığında ayrıntılar gözden kaçar. Kör noktalar tam da bu ayrıntılarda oluşur: küçük tutarsızlıklar, zayıf açıklamalar, dönem kaymaları. Hız arttıkça kör nokta ihtimali de artar.
Tek bakış açısına bağımlılık da kör noktaları besler. İşlerin tek kişi tarafından hazırlanıp kontrol edilmesi, hatanın fark edilme ihtimalini düşürür. İkinci bir göz olmadığında, yanlışlar doğruymuş gibi görünmeye devam eder. Kör nokta, çoğu zaman “kimse itiraz etmediği” için varlığını sürdürür.
Kör noktaların bir başka kaynağı, başarı yanılsamasıdır. Uzun süre sorun yaşanmaması, yapılan her şeyin doğru olduğu algısını güçlendirir. Oysa sorun yaşanmaması, risk olmadığı anlamına gelmez; sadece riskin henüz görünür olmadığı anlamına gelir. Bu yanılsama, sorgulama refleksini zayıflatır.
Geri bildirim eksikliği de kör noktaların kalıcı hale gelmesine yol açar. Yapılan işlemlerin sonuçları düzenli olarak değerlendirilmezse, hatalı uygulamalar fark edilmez. Geri bildirim yoksa öğrenme de durur. Öğrenmenin durduğu yerde kör noktalar sabitlenir.
Son olarak, davranış ile bilgi arasındaki kopukluk kör nokta üretir. Bir şeyin doğru olduğunu bilmek, onu sürekli doğru şekilde uygulamak anlamına gelmez. Bilgi davranışa dönüşmediğinde, kişi kendini güvende hisseder ama sistem risk üretmeye devam eder.
Meslek içi kör noktalar; rutinleşme, güncellenmeyen tecrübe, hız baskısı, tek bakış açısı, başarı yanılsaması ve geri bildirim eksikliğiyle oluşur. Kör nokta, bilmediğimiz yerde değil; bildiğimizi sandığımız yerde ortaya çıkar. Bu yüzden en etkili önlem, daha fazla bilgi değil; daha fazla sorgulama, kontrol ve geri bildirimdir. Sessizce oluşan kör noktalar, ancak bilinçli farkındalıkla görünür hale gelir.

