Altın söz konusu olduğunda en sık yapılan varsayım şudur: “Fiyat varsa, değer de nettir.”
Oysa sahada çalışan herkes bilir ki aynı altın için iki farklı değer aynı anda geçerlidir:
- Piyasa değeri
- Mesleki değer
Bu iki kavram çoğu zaman karıştırılır. Karıştırıldığında da şu cümle duyulur:
“Ama fiyatı bu.”
Bu yazıda, bir altının piyasa değeri ile mesleki değerinin neden aynı olmadığını ve bu farkın nerede oluştuğunu net biçimde ele alıyoruz.
Piyasa Değeri Nedir?
Piyasa değeri; altının o anda, o koşullarda, alıcı–satıcı dengesinde oluşan fiyatıdır.
Genellikle şunlara dayanır:
- günlük altın fiyatları,
- arz–talep dengesi,
- genel piyasa algısı,
- kısa vadeli beklentiler.
Piyasa değeri hızlıdır, değişkendir ve bağlama duyarlıdır.
Bugün geçerli olan piyasa değeri, yarın aynı altın için geçerli olmayabilir.
Mesleki Değer Nedir?
Mesleki değer, sarrafın altına baktığında gördüğü değerdir.
Bu değer şuna dayanır:
- altının içeriği,
- formu,
- işçiliğin geri dönüşü,
- bozdurma kolaylığı,
- risk ve fire ihtimali.
Mesleki değer daha yavaştır. Ama daha dayanıklıdır.
Sarraf şu soruya cevap arar:
“Bu altın, benim için neye dönüşür?”
Fark Nerede Başlar?
Fark, altının bugünkü fiyatı ile yarınki sonucu arasındaki mesafede başlar.
Piyasa değeri “şimdi”yi fiyatlar. Mesleki değer “sonucu” hesaplar.
Bu yüzden aynı altın için şu tablo oluşabilir:
- Piyasa değeri yüksek
- Mesleki değeri temkinli
Bu bir çelişki değildir. İki farklı bakış açısıdır.
İşçilik Farkı: En Net Ayrım
Piyasa değeri işçiliği sever. Çünkü görünürdür.
Mesleki değer ise işçiliği sorgular.
Sarraf için temel soru şudur:
“Bu işçilik satışta bana geri döner mi?”
Eğer geri dönüş belirsizse, işçilik piyasa değerini yükseltse bile mesleki değeri aşağı çeker.
Form ve Rol Değişimi
Piyasa, altını çoğu zaman “ürün” olarak görür.
Meslek ise altını “metal” olarak okumak zorundadır.
Alımda:
- takı,
- ziynet,
- tasarım
Satımda ise:
- hurda,
- eritilecek metal,
- standartlaştırılacak içerik
Bu rol değişimi, piyasa değeri ile mesleki değer arasındaki farkı büyütür.
Likidite ve Risk Okuması
Piyasa değeri likiditeyi varsayar.
Mesleki değer likiditeyi test eder.
Sarraf şu soruyu sorar:
“Bu altını ne kadar sürede, ne kadar fireyle bozarım?”
Bu sorunun cevabı net değilse, mesleki değer düşer.
Piyasa fiyatı yüksek olsa bile.
Neden Bu Fark Yanıltıcıdır?
Çünkü çoğu kişi şunu zanneder:
“Piyasa fiyatı buysa, değer de budur.”
Oysa piyasa fiyatı, mesleki riskleri içermez.
Bu riskler ancak bozdurma, eritme veya yeniden değerlendirme aşamasında ortaya çıkar.
Bu yüzden fark genellikle satışta hissedilir.
Sarraf Neden “Fiyatı Var Ama…” Der?
Bu cümle, piyasa değeri ile mesleki değer arasındaki farkın kısa özetidir.
Altının fiyatı vardır. Ama:
- o fiyat herkes için geçerli değildir,
- o fiyat her koşulda korunmaz,
- o fiyat riskleri kapsamaz.
Sarraf, bu farkı baştan görür.
Bir altının piyasa değeri ile mesleki değeri aynı değildir. Çünkü biri fiyatı, diğeri sonucu anlatır.
Piyasa değeri hızlıdır. Mesleki değer temkinlidir.
Piyasa değeri bugünü söyler. Mesleki değer yarını hesaplar.
Bu yüzden kuyumculukta asıl farkı yaratan soru şudur:
“Bu altın kaç para?” değil,
“Bu altın bana neye mâl olur?”
Sessiz güç, net etki tam da burada başlar: fiyatı değil, sonucu okuyan kazanır.

