Altınla çalışanlar için teknik bilgi öğrenilebilir, piyasa takibi yapılabilir, fiyat ekranları izlenebilir. Ancak meslekte en zor geliştirilen yetkinlik, bunların hiçbiri değildir. En zor yetkinlik, doğru anda durabilme ve karar almamayı da bilinçli bir karar olarak kabul edebilme becerisidir.
Bu yetkinlik zordur çünkü altın mesleği sürekli hareket üretir. Fiyat akar, talep değişir, müşteri sorar, piyasa çağırır. Bu akış içinde “bir şey yapma” baskısı her zaman vardır. İşte tam bu noktada çoğu hata, bilgisizlikten değil; gereksiz eylemden doğar. Altınla çalışanların büyük kısmı yanlış yaptığında değil, aslında yapmaması gerekeni yaptığı için zarar görür.
Durabilmek zordur çünkü durmak, dışarıdan bakıldığında kararsızlık gibi algılanır. Oysa mesleki olgunlukta durmak; beklemek, izlemek ve bağlam kurmak anlamına gelir. Fiyatın hareket etmesi, mutlaka işlem yapılması gerektiği anlamına gelmez. Müşterinin talepkâr olması, her talebin doğru olduğu anlamına gelmez. En zor yetkinlik, bu baskılara rağmen iç referansını koruyabilmektir.
Bu yetkinliğin zor olmasının bir nedeni de hızla kurulan ilişkidir. Hız çoğu zaman ustalıkla karıştırılır. Oysa hız, yalnızca bir araçtır. Hızın ustalığa dönüşebilmesi için fren sistemine ihtiyacı vardır. Bu fren; kontrol, sorgulama ve durma refleksidir. Freni olmayan hız, en bilgili kişiyi bile riskli hale getirir.
Bir diğer zorluk, bu yetkinliğin ölçülememesidir. Doğru duruş alkışlanmaz, görünmez. Yapılmayan işlem, kazanılmayan ama aynı zamanda kaybedilmeyen paradır. Bu yüzden durabilmek, egoyu zorlar. İnsan yaptığı işle görünür olmak ister. Oysa altın mesleğinde gerçek ustalık, çoğu zaman yapılmayan işlemlerin toplamında ortaya çıkar.
Durabilme yetkinliği aynı zamanda duygularla mesafe kurabilmeyi gerektirir. Kayıp korkusu, kaçırma endişesi, başkalarının ne yaptığına bakma refleksi… Bunlar durmayı zorlaştırır. Duygular fark edilmediğinde, sezgi sanılan şey çoğu zaman yalnızca tepkidir. Tepkiyle alınan kararlar hızlıdır; ama nadiren kalitelidir.
Bu yetkinlik, tecrübe ile otomatik oluşmaz. Aynı hatayı yıllarca tekrarlayan biri durmayı öğrenmez; sadece alışır. Durabilmek için tecrübenin sorgulanması gerekir. “Bu fırsat daha önce bana ne yaptı?” sorusu sorulmadıkça, zaman geçer ama yetkinlik gelişmez.
Altınla çalışanların durabilmeyi öğrenmesi, mesleği sürdürülebilir kılar. Sürekli işlem yapan değil, doğru yerde işlem yapan ayakta kalır. Az ama doğru kararlar; çok ama kontrolsüz kararlardan her zaman daha güçlüdür. Bu güç yüksek sesle konuşmaz; bilanço, itibar ve güven olarak kendini gösterir.
Özetle altınla çalışanların geliştirmesi gereken en zor yetkinlik;
bilgi değil, hız değil, sezgi değil
— gerektiğinde hiçbir şey yapmama cesaretidir.
Bu yetkinlik öğretilebilir ama kolay aktarılmaz. Sertifikası yoktur, vitrine asılmaz. Ancak bu beceri kazanıldığında meslek, satıştan çıkar; karar kalitesine dönüşür. Sessizdir, görünmezdir ama altın mesleğinde gerçek farkı yaratan tam olarak budur.

