Altın sektöründe standartlar bir gecede ortaya çıkmaz; aynı şekilde bir günde de ortadan kaybolmaz. Standartlar, yazılı kurallardan önce tekrar eden davranışların ürünü olarak oluşur ve yine davranışlar değiştiğinde sessizce dağılır. Bu yüzden standartları anlamak için mevzuata değil, günlük pratiğe bakmak gerekir.
Standartlar ilk olarak ortak kabul ile oluşur. Bir işlem biçimi, bir ölçü, bir anlatım dili ya da bir zamanlama; sektörün büyük kısmı tarafından tekrarlandığında “doğru” kabul edilmeye başlanır. Bu aşamada standart, yazılı değildir; ama güçlüdür. “Herkes böyle yapıyor” cümlesi, standartların doğduğu ilk zemindir. Ancak bu zemin, aynı zamanda kırılgandır.
Standartların sağlamlaşması, tutarlılık ile olur. Aynı koşullarda benzer kararlar alınıyor, benzer riskler benzer şekilde yönetiliyorsa; standart güven üretmeye başlar. Tutarlılık, standartları kişisel tercihlerden çıkarır, mesleki bir zemine taşır. Bu noktada standart, hız kazandırır ve belirsizliği azaltır.
Bir diğer önemli unsur, izlenebilirliktir. Standartlar yalnızca uygulanmakla değil, açıklanabilir olmakla güçlenir. Neden bu şekilde yapıldığı anlaşılabiliyorsa, standart öğrenilebilir ve devredilebilir hale gelir. Açıklanamayan uygulamalar, standart gibi görünse bile kişiye bağımlı kalır. Kişiye bağımlı olan her şey, sektör standardı değil alışkanlıktır.
Altın sektöründe standartların oluşmasında risk farkındalığı belirleyicidir. Büyük kayıplar, krizler ya da denetim deneyimleri sonrası sektör belirli davranışları terk eder, yenilerini benimser. Standartlar çoğu zaman “en güvenli yol” arayışının sonucudur. Ancak bu güvenlik arayışı durduğunda, standartlar da zayıflamaya başlar.
Standartların dağılması ise genellikle küçük sapmalarla başlar. İlk başta istisna olarak görülen esneklikler, zamanla normalleşir. “Bu seferlik”, “şimdi böyle olsun”, “sonra düzeltiriz” gibi ifadeler çoğaldıkça standartlar aşınır. Dağılma, büyük ihlallerle değil; tekrar eden küçük tavizlerle gerçekleşir.
Bir diğer dağılma nedeni, hız baskısıdır. Piyasa hızlandığında, standartlar “yavaşlatan engeller” gibi algılanmaya başlar. Kontroller atlanır, açıklamalar kısalır, kayıtlar ötelenir. Kısa vadede hız kazanılır; uzun vadede ise standartlar çözülür. Standartlar hızla değil, sürdürülebilirlikle ayakta kalır.
Standartlar, tecrübenin sorgulanmadığı ortamlarda da dağılır. “Yıllardır böyle yapıyoruz” cümlesi, standartların güncellenmediğinin işaretidir. Oysa sektör değiştikçe standartların da test edilmesi gerekir. Güncellenmeyen standart, koruma üretmez; alışkanlığa dönüşür. Alışkanlıklar ise değişim karşısında hızla kırılır.
Bir başka kritik nokta, sorumluluğun dağılmasıdır. Standart herkesin sorumluluğundayken güçlüdür. “Biri bakar”, “nasıl olsa kontrol edilir” düşüncesi yerleştiğinde standart sahipsiz kalır. Sahipsiz standart, ilk baskıda çözülür.
Son olarak standartlar, anlamını kaybettiğinde dağılır. Bir uygulama neden yapıldığını unutturduğunda, sadece yapılmış olmak için yapılır hale geldiğinde; standart içi boş bir ritüele dönüşür. Ritüeller ise kriz anında ilk terk edilen şeylerdir.
Özetle altın sektöründe standartlar;
– tekrar eden doğru davranışlarla,
– tutarlılıkla,
– açıklanabilirlikle,
– risk bilinciyle
oluşur.
Aynı standartlar;
– küçük tavizlerle,
– hız baskısıyla,
– sorgulanmayan tecrübeyle,
– dağılmış sorumlulukla,
– anlamını yitirmiş uygulamalarla
dağılır.
Standartlar yazıyla değil, davranışla yaşar. Onları ayakta tutan şey kuralların varlığı değil; kuralların neden var olduğunu hatırlayabilme bilincidir. Altın sektöründe gerçek fark, standartları koyabilmekte değil; onları sessizce ve istikrarlı biçimde koruyabilmektedir.

