Skip to content Skip to footer

Altın Değerlemesi Nasıl Yapılır? Temel İlkeler ve Gerçek Örnekler

Altın değerlemesi çoğu zaman basit bir matematik gibi anlatılır: tart → ayarı bul → fiyatla çarp.

Bu yaklaşım ilk bakışta doğru görünür. Ama sahada çalışan herkes bilir ki bu hesap, çoğu zaman sonucu açıklamaz.

Çünkü altın değerlemesi bir formül değil; bir okuma biçimidir.

Bu yazıda, altın değerlemesinin temel ilkelerini ve bu ilkelerin gerçek hayatta nasıl farklı sonuçlar ürettiğini net örneklerle ele alıyoruz.


Altın Değerlemesi Nedir, Ne Değildir?

Altın değerlemesi:

  • sadece gram hesabı değildir,
  • sadece ayar tespiti değildir,
  • sadece ekran fiyatına bakmak değildir.

Değerleme; ağırlık + ayar + form + işçilik + likidite bilgilerinin aynı anda okunmasıdır.

Bu unsurlardan biri eksikse, hesap doğru görünse bile sonuç şaşırtır.


1) Ağırlık: Değerlemenin Zemini

Ağırlık, değerlemenin matematiksel temelidir. Ama doğru okunmazsa en büyük yanılgıyı da burada üretir.

Değerleme öncesi şu sorular netleşmelidir:

  • Ölçüm net ağırlık mı, brüt ağırlık mı?
  • Taş, kilit, aksesuar ayrıştırıldı mı?
  • Miligram hassasiyeti korunuyor mu?

Gerçek örnek:
Aynı bilezik iki farklı yerde tartılır. Birinde kilit ayrıştırılır, diğerinde ayrıştırılmaz. Sonuç gram bazında küçük görünür, ama işlem hacmi büyüdükçe fark ciddi kayba dönüşür.


2) Ayar: İçeriğin Gerçekliği

Ayar, altının içindeki saf altın oranını ifade eder. Teknik bir bilgidir.

Ancak ayar şu şekilde yanlış okunur:

“Ayar yüksekse değer de yüksektir.”

Oysa ayar, değerin kendisi değil; içeriğin oranıdır.

Gerçek örnek:
24 ayar bir ürün, bazı piyasalarda daha zor bozulur. 22 ayar standart bir ziynet ise daha hızlı nakde döner. Teknik olarak biri daha saftır, ticari olarak diğeri daha güçlüdür.


3) Form: Altının Piyasadaki Kimliği

Altın her zaman aynı altın değildir.

  • Külçe
  • Ziynet
  • Takı
  • Hurda

Bu formların her biri aynı ayar ve gramda bile farklı değerlenir.

Gerçek örnek:
Mamul bir takı alırken ürün değeridir. Satarken ise çoğu zaman hurda muamelesi görür. Sorun altının değişmesi değil, rolünün değişmesidir.


4) İşçilik: Değer mi, Risk mi?

İşçilik, değerlemenin en yanlış anlaşılan unsurudur.

Alım anında değer gibi görünür. Satım anında ise çoğu zaman geri gelmez.

Sarraf işçiliği şu soruyla okur:

“Bu işçilik satışta bana geri döner mi?”

Gerçek örnek:
Yüksek işçilikli bir kolye, kullanım için değerlidir. Ama yatırım amaçlı alındığında, bozdurma anında ciddi fark yaratır.


5) Likidite: Değerin Gerçek Testi

Değer, ancak nakde dönebildiğinde tamamlanır.

Bu yüzden altın değerlemesinde en kritik soru şudur:

“Bu altın ne kadar kolay bozulur?”

Likidite zayıfsa:

  • pazarlık artar,
  • bekleme süresi uzar,
  • fiyat baskılanır.

Gerçek örnek:
Teknik olarak kusursuz bir ürün, alıcı bulmak zorlaştığında değerleme düşer.


En Sık Yapılan Değerleme Hataları

  • Tek bir ölçüye bakmak (sadece gram, sadece ayar)
  • İşçiliği her zaman değer sanmak
  • Referans fiyatı nihai sonuç gibi görmek
  • Likiditeyi varsaymak
  • Ölçüm ve okumayı karıştırmak

Bu hatalar genellikle “küçük farklar” gibi görünür. Ama tekrarlandıkça büyük sonuçlar üretir.


Sarraf Gözüyle Değerleme Nasıl Yapılır?

Sarraf altına bakarken şu soruları aynı anda sorar:

  • Bu altın tam olarak nedir?
  • İçeriği ne kadar güvenilir?
  • Bu form piyasada neye karşılık bulur?
  • Satış anında neye dönüşür?

Bu soruların cevabı net değilse, değerleme de net olmaz.


Altın değerlemesi bir hesap işi değildir. Bir okuma işidir.

Ağırlık ölçülür. Ayar tespit edilir. İşçilik yorumlanır. Form ve likidite birlikte değerlendirilir.

Gerçek değerleme, bu bilgilerin aynı anda ve birlikte okunmasıyla yapılır.

Bu yüzden kuyumculukta en pahalı hatalar, yanlış tartımdan değil; yanlış okumadan doğar.

Sessiz güç, net etki tam da burada başlar: altını değil, sonucu okuyan kazanır.

Leave a Comment