Skip to content Skip to footer

Kuyumculukta Karar Vermek ile Sorumluluk Almak Arasındaki Fark

Kuyumculukta karar vermek günlük işin doğal bir parçasıdır. Fiyat belirlemek, ürün seçmek, alım–satım yapmak, zamanlama ayarlamak… Gün içinde onlarca karar alınır. Ancak bu kararların tamamı sorumluluk alındığı anlamına gelmez. Meslekte asıl fark, kararın alındığı an ile kararın sonucunun üstlenildiği an arasında ortaya çıkar.

Karar vermek, çoğu zaman anlıktır. Piyasa hareketlidir, müşteri bekler, fiyat değişir. Bu ortamda karar almak bir refleks haline gelir. Karar, çoğu zaman “şu an için en uygun görünen” seçenektir. Bu haliyle karar vermek; bilgi, sezgi ve hızın birleşimidir. Öğrenilebilir, tekrar edilebilir ve çoğu zaman paylaşılabilir.

Sorumluluk almak ise zaman yayılımı olan bir duruştur. Kararın yalnızca o anki sonucunu değil, ileride doğuracağı etkileri de sahiplenmeyi gerektirir. Sorumluluk alan sarraf, kararın arkasında yalnızca “doğruydu” demekle durmaz; “neden doğruydu”, “hangi koşullarda geçerliydi” ve “yanlış olsaydı ne yapardım” sorularına da hazırdır. Bu yüzden sorumluluk, karardan daha ağırdır.

Kuyumculukta karar vermek çoğu zaman başkasına devredilebilir. “Piyasa böyle”, “müşteri bunu istedi”, “herkes böyle yapıyor” gibi gerekçelerle kararın yükü dağıtılabilir. Sorumluluk almak ise devredilemez. Çünkü sorumluluk, gerekçeyi değil sonucu sahiplenir. Sonuç olumsuz olduğunda bile “bu benim kararımdı” diyebilmeyi gerektirir.

Bu fark en net şekilde sorun çıktığında görülür. Karar veren kişi, sorun anında savunmaya geçer. Koşulları, baskıyı, zamanı anlatır. Sorumluluk alan kişi ise önce tabloya bakar: Ne oldu, neden oldu, bir daha olmaması için ne değişmeli? Burada amaç haklı çıkmak değil; tekrarını önlemektir. Bu yaklaşım, mesleği ileri taşıyan asıl güçtür.

Bir diğer ayrım, kayıt ve açıklama disiplininde ortaya çıkar. Karar veren ama sorumluluk almayan yapı, kararı sözle taşır. “Hatırlıyoruz”, “biliyorduk”, “konuşmuştuk” gibi ifadeler öne çıkar. Sorumluluk alan yapı ise kararı iz bırakacak şekilde kurar. Kayıt, belge ve açıklama; savunma için değil, sahiplenme için vardır. Çünkü sorumluluk alan, geriye dönüp bakmaktan kaçınmaz.

Kuyumculukta karar vermek, kısa vadeyi gözetebilir. Sorumluluk almak ise yarını hesaba katar. Bugün kazandıran ama yarın zorlayacak bir karar, teknik olarak karar olabilir; ama sorumluluk değildir. Sorumluluk alan sarraf, “bugün olur” kadar “yarın ne olur” sorusunu da masada tutar. Bu yüzden bazı fırsatlar bilinçli olarak kaçırılır.

Bu fark, etik sınırlar söz konusu olduğunda daha da belirginleşir. Karar vermek, yapılabilir olanı seçmekle sınırlı kalabilir. Sorumluluk almak ise doğru olanı seçmeyi gerektirir. Yapılabilir ama savunulamaz bir işlem, sorumluluk alan zihinde yer bulmaz. Çünkü sorumluluk, yalnızca yasal değil; mesleki ve vicdani bir alandır.

Son olarak karar vermek, meslekte var olmayı sağlar. Sorumluluk almak ise mesleği taşımayı sağlar. Karar veren çoktur; sorumluluk alan azdır. Bu azlık, mesleğin standartlarını belirler. Güven, itibar ve sürdürülebilirlik; karar sayısından değil, sorumluluk kalitesinden doğar.

Özetle kuyumculukta:
– Karar vermek anlıktır, sorumluluk almak süreklidir.
– Karar gerekçeye dayanır, sorumluluk sonucu üstlenir.
– Karar paylaşılabilir, sorumluluk devredilemez.
– Karar bugünü kurtarabilir, sorumluluk yarını korur.

Meslekte gerçek fark, doğru kararı almakla değil; o kararın bedelini ve sonucunu sahiplenebilmekle ortaya çıkar. Kuyumculukta ustalık, karar vermekte değil; sorumluluk alabilmekte derinleşir.

Leave a Comment