Skip to content Skip to footer

Altın Mesleğinde Öğrenilen ile İçselleştirilen Arasındaki Mesafe

Altın mesleğinde öğrenmek kolaydır; içselleştirmek ise zaman alan ve emek isteyen bir süreçtir. Bu ikisi çoğu zaman aynı sanılır. Oysa öğrenilen bilgi, aktarılabilir ve tekrarlanabilir olandır; içselleştirilen bilgi ise davranışa dönüşen, karar anında kendiliğinden devreye giren bilgidir. Meslekteki asıl mesafe, bu iki nokta arasında açılır.

Öğrenilen bilgi çoğu zaman teknik çerçevede kalır. Ayar hesapları, gramaj, fiyatlama yöntemleri, mevzuat sınırları… Bunlar eğitimle, ustayla ya da tekrarlarla kazanılır. Kişi neyin nasıl yapılacağını bilir. Ancak bilmek, tek başına mesleki güven üretmez. Çünkü altın mesleği, yalnızca doğru işlemi yapmak değil; doğru yerde, doğru zamanda ve doğru sınırlarla işlem yapmaktır.

İçselleştirme tam da burada başlar. İçselleştirilen bilgi, “nasıl yapılır” sorusunun ötesine geçer ve “ne zaman yapılmaz” sorusunu da kapsar. Kişi, bilginin sınırlarını fark etmeye başladığında meslek derinleşir. Aynı işlem her koşulda uygulanmaz; aynı bilgi her durumda geçerli değildir. Bu farkındalık, öğrenilenle içselleştirilen arasındaki mesafenin ilk işaretidir.

Bu mesafe en net şekilde hız anlarında ortaya çıkar. Piyasa hareketliyken, müşteri baskısı varken ya da fırsat hissi güçlüyken öğrenilen bilgi otomatikleşir. İçselleştirilen bilgi ise kısa bir duraklama yaratır. Bu duraklama tereddüt değildir; kontrol refleksidir. Öğrenilen hız kazandırır; içselleştirilen hata filtreler.

Altın mesleğinde bu mesafenin büyümesinin önemli nedenlerinden biri, tecrübenin yanlış okunmasıdır. Tecrübe arttıkça öğrenilen bilgi çoğalır; ancak bu bilgi sorgulanmıyorsa içselleşmez. “Yıllardır böyle yapıyorum” cümlesi, bilginin davranışa değil alışkanlığa dönüştüğünün göstergesidir. İçselleştirme, tecrübeyi mutlak doğru olarak değil; test edilmesi gereken bir referans olarak görmeyi gerektirir.

Bu mesafe, risk algısında da kendini gösterir. Öğrenilen bilgi riski tanımlar; içselleştirilen bilgi riski sezer. Büyük riskler görünürdür; küçük ve tekrar eden riskler ise ancak içselleştirildiğinde fark edilir. Rutinleşmiş işlemlerdeki sessiz hatalar, çoğu zaman öğrenilenle değil; içselleştirilenle yakalanır.

İçselleştirme, hata ile kurulan ilişki değiştiğinde güçlenir. Hata saklandığında ya da hızla geçildiğinde öğrenme yüzeyde kalır. Hata analiz edildiğinde, nedeni sorgulandığında ve tekrarını önleyecek refleks kurulduğunda bilgi davranışa yerleşir. Bu noktada meslek, yalnızca yapılmaz; düşünülür.

Altın mesleğinde öğrenilen ile içselleştirilen arasındaki mesafe, etik duruşta da görünür. Öğrenilen bilgi “yapılabilir” olanı gösterir. İçselleştirilen bilgi ise “doğru” olanı seçtirir. Her yapılabilir olanın doğru olmadığı fark edildiğinde, bilgi artık zihinde değil; kararın merkezindedir.

Son olarak bu mesafe, gelecek bilinciyle kapanır. Öğrenilen bilgi bugünü yönetir; içselleştirilen bilgi yarını gözetir. Kısa vadeli kazançla uzun vadeli güven arasındaki farkı görebilmek, bilginin içselleştiğinin en net göstergesidir.

Özetle altın mesleğinde öğrenilen ile içselleştirilen arasındaki mesafe;
– bilginin sınırları fark edildiğinde,
– hız anında durulabildiğinde,
– tecrübe sorgulandığında,
– risk rutinde görüldüğünde,
– hata öğrenmeye dönüştürüldüğünde
kapanmaya başlar.

Bu mesafe kapandığında bilgi konuşmaz; davranış olur. Altın mesleğinde gerçek ustalık, ne kadar çok şey bildiğinde değil; bildiğinin ne kadarını kararlarına taşıyabildiğinde ortaya çıkar. Sessizdir, görünmezdir; ama mesleği ayakta tutan asıl güç tam da budur.

Leave a Comment