Evet, vardır. Sarraf eğitiminde aktarılamayan bilgi; eksik olduğu için değil, doğası gereği aktarılmaya dirençli olduğu için aktarılamaz. Bu bilgi ne kitapta eksiktir ne ustada saklıdır. Ancak yaşayarak, tekrar ederek ve sonuçlarına katlanarak oluşur.
Aktarılamayan bilginin ilk katmanı, zamanla gelişen sezgidir. Bu sezgi, “içgüdü” olarak anlatılır ama rastgele değildir. Yüzlerce alım-satımın, doğru–yanlış kararın ve küçük kayıpların birikimiyle oluşur. Usta bunu tarif edebilir; ama sezginin kendisi, ancak karar anında yalnız kalındığında şekillenir. O anın ağırlığı, derste verilemez.
İkinci katman, riskin bedelini hissetme bilgisidir. Risk anlatılabilir, örneklenebilir; fakat bedeli hissedilmeden tam anlaşılmaz. Bir yanlış zamanlama, bir acele karar ya da gözden kaçan küçük detayın yarattığı sonuç; kişide kalıcı bir öğrenme bırakır. Bu öğrenme, başkasının yaşadığını dinleyerek değil, bizzat yaşayarak yerleşir.
Üçüncü olarak, hızla ilişki kurma bilgisi aktarılmaz. Ne zaman hızlanıp ne zaman yavaşlanacağını bilmek, teorik bir konu değildir. Bu bilgi, piyasanın içindeyken kazanılır. Aynı fiyat hareketine herkes bakar; ama kimin duracağı, kimin gireceği eğitimle değil, tecrübenin zamanlamasıyla belirlenir.
Aktarılamayan bir başka bilgi, karar sonrası yüzleşme disiplinidir. Alınan kararın sonucuyla sessizce baş başa kalmak; gerekçeleri yeniden düşünmek; hatayı başkasına atmadan kabul edebilmek… Bu zihinsel olgunluk anlatılabilir ama öğretilemez. Ancak kişi, kendi kararının sonucunu sahiplendiğinde gelişir.
Bir diğer katman, algıyı yönetme becerisidir. Altın piyasasında söylenti, beklenti ve psikoloji güçlüdür. Algıyı fark etmek kolaydır; algıya kapılmamak zordur. Bu ayrımı yapmak, eğitimle başlar ama alışkanlıkla tamamlanır. Alışkanlık ise tekrar ve farkındalık ister.
Son olarak, sürdürülebilirlik bilinci aktarılmaz. Günlük kazançla uzun vadeli denge arasındaki farkı kavramak, ancak zaman içinde oluşur. “Az hata, az sürpriz” yaklaşımı, genellikle büyük heyecanlar tükendikten sonra değer kazanır. Bu da eğitimin değil, meslekte kalma iradesinin ürünüdür.
Özetle sarraf eğitiminde aktarılamayan bilgi vardır; ama bu bir eksiklik değildir. Eğitim, zemini kurar: kavramları verir, çerçeveyi çizer, hataları gösterir. Aktarılamayan bilgi ise bu zeminin üzerinde, kişinin kendi yürüyüşüyle oluşur. Gerçek ustalık, eğitimin bittiği yerde değil; eğitimin içselleştiği yerde başlar. Sessizdir, anlatılmaz; ama davranışa yansır.

