Kuyumculukta sezgi, çoğu zaman “doğuştan yetenek” gibi anlatılır. Oysa mesleki sezgi, mistik bir içgüdü değil; tekrar, dikkat ve yüzleşme ile inşa edilen bir düşünme biçimidir. İnşa edilir çünkü zamanla oluşur; mesleki olur çünkü rastgele değil, belirli örüntüler üzerinden çalışır.
Mesleki sezginin ilk yapı taşı, tekrar eden durumları bilinçli izlemektir. Aynı fiyat hareketleri, benzer müşteri davranışları, tekrar eden talep dalgaları… Sezgi, bu tekrarların “sıradanlaşmasına” izin vermeden kayda alındığında gelişir. Her gün yaşananı fark etmeden geçmek, sezgiyi değil alışkanlığı büyütür. Sezgi ise alışkanlıktan değil, farkındalıktan doğar.
İkinci adım, sonuçlarla yüzleşme disiplinidir. Alınan kararın sonucu izlenmiyorsa sezgi oluşmaz. “Neden bu işlem işe yaradı?”, “Neden burada zorlandım?” soruları sorulmadığında, deneyim birikir ama anlam birikmez. Mesleki sezgi, karar–sonuç ilişkisini zihinde defalarca kurabilenlerde gelişir. Bu ilişki kurulmadan tecrübe artar; sezgi artmaz.
Mesleki sezgi, hızla kurulan dengede şekillenir. Piyasa hızlıdır; sezgi ise aceleci değildir. Sezgisi güçlü kuyumcu, her harekete tepki vermez. Küçük bir duraklama yaratır: “Bu daha önce neye benziyor?” sorusu tam burada devreye girer. Bu kısa duraklama, sezgiyi reflekslerden ayıran çizgidir.
Bir diğer yapı taşı, hatalarla kurulan sağlıklı ilişkidir. Hata yapan değil, hatayı analiz etmeyen sezgi geliştiremez. Hatalar bastırıldığında ya da hızla geçiştirildiğinde, zihinsel kayıt oluşmaz. Oysa sezgi, çoğu zaman “bir daha burada durmalıyım” bilgisidir. Bu bilgi, ancak hata kabul edildiğinde kalıcı olur.
Mesleki sezgi ayrıca detay okuma alışkanlığıyla inşa edilir. Ayardaki küçük farklar, müşterinin ses tonundaki değişim, piyasanın o günkü gerginliği… Bu detaylar tek başına karar verdirmez; ama birlikte güçlü sinyaller üretir. Detayı okumayı öğrenen biri, sezgiyi şansa bırakmaz; onu veriye yakınlaştırır.
Sezginin gelişmesinde güncellik kritik bir rol oynar. Geçmişte işe yarayan sezgiler, piyasa değiştiğinde kör noktaya dönüşebilir. Bu yüzden mesleki sezgi, sabit değildir; güncellenir. “Eskiden böyleydi” yerine “şimdi neye benziyor?” sorusu sorulmazsa sezgi donar. Donan sezgi, risk üretir.
Bir diğer önemli unsur, duygularla mesafe kurabilmektir. Korku, açgözlülük, kayıp telafisi isteği; sezgiyi bozan en güçlü faktörlerdir. Mesleki sezgi, duyguları yok saymaz; ama kararın merkezinden uzak tutar. Duygular fark edilmediğinde sezgi sanılan şey, çoğu zaman sadece tepkidir.
Son olarak mesleki sezgi, süreklilikle inşa edilir. Bir anda ortaya çıkmaz, bir eğitimle tamamlanmaz. Günlük küçük gözlemler, düzenli notlar, kısa değerlendirmeler ve sessiz sorgulamalar… Sezgi, bu küçük alışkanlıkların birikimiyle güçlenir.Özetle kuyumculukta mesleki sezgiler; tekrar eden durumları fark ederek, karar–sonuç ilişkisini kurarak, hataları sahiplenerek, detay okumayı öğrenerek, güncel kalarak ve duygularla mesafe kurarak inşa edilir. Sezgi, şans değil; disiplinli dikkat ürünüdür. Sessizce oluşur, yüksek sesle konuşmaz; ama doğru anda doğru yerde durdurur. Gerçek gücü de tam olarak buradadır.

