Altın piyasasını okumak çoğu zaman “fiyata bakmak” olarak algılanır. Oysa fiyat, piyasanın söylediği son cümledir.
Altın piyasasını gerçekten okumak isteyenler için asıl mesele şudur:
Fiyat neden bu noktada, hangi koşullarda ve nasıl bir davranışla oluşuyor?
Bu yazı, altın piyasasını ezberlemeden; temel kavramları doğru yere koyarak nasıl okunabileceğini anlatır.
Fiyat: Sonuçtur, Başlangıç Değil
Altın piyasasında fiyat, tek başına karar verdirmez.
Fiyat; – talebin, – arzın, – piyasa hızının – beklentilerin
bir araya gelmesiyle oluşur.
Bu yüzden “fiyat ne oldu?” sorusu, piyasa okumasının son adımıdır.
Asıl okuma, fiyattan önce yapılır.
Referans Fiyat ile İşlem Fiyatı Aynı Şey Değildir
Altın piyasasında sık yapılan hatalardan biri, referans fiyat ile işlem fiyatını aynı kabul etmektir.
Referans fiyat:
– genel yönü gösterir, – piyasa algısını yansıtır.
İşlem fiyatı ise:
– fiziki talebe, – likiditeye, – zamana – ürüne
bağlı olarak değişir.
Piyasa okuması, bu iki fiyat arasındaki farkı görmeden yapılamaz.
Likidite: Altın Var mı, Alıcı Var mı?
Altın piyasasında en kritik kavramlardan biri likiditedir.
Likidite şu sorunun cevabıdır:
Bu altın, bu anda, bu koşulda ne kadar kolay el değiştirir?
Fiyat yüksek olabilir. Ama likidite zayıfsa, piyasa sağlıklı değildir.
Sarraf için piyasa okumak, altının varlığından çok alıcı davranışını okumaktır.
Talep: Söylenen Değil, Yapılan Şeydir
Piyasada “talep var” cümlesi sık duyulur.
Ancak gerçek talep, sözle değil davranışla ölçülür.
– müşteri gerçekten alıyor mu, – sadece soruyor mu, – bekliyor mu?
Altın piyasasında talep, çoğu zaman fiyat hareketinden önce hissedilir.
Tezgâh önü, ekranlardan önce konuşur.
Hız: Piyasanın Psikolojisini Gösterir
Fiyatın yönü kadar, hareketin hızı da önemlidir.
– yavaş yükseliş: sindirilen piyasa, – hızlı sıçrama: panik veya fırsat algısı, – sert düşüş: acele çıkış.
Hız arttıkça, kararlar daha kırılgan hâle gelir.
Piyasa okuması, hızın neden arttığını anlamayı gerektirir.
Zaman: Aynı Fiyat, Farklı Anlam
Altın piyasasında aynı fiyat, farklı zamanlarda farklı şeyler ifade eder.
– açılışta görülen fiyat, – gün ortası fiyatı, – kapanışa yakın fiyat
aynı rakam olsa bile, aynı mesajı taşımaz.
Piyasa, gün içinde fikrini değiştirebilir.
Okuma, bu zaman farkını görebilmektir.
Gürültü ile Sinyali Ayırmak
Altın piyasasında bilgi çoktur.
– yorumlar, – tahminler, – söylentiler.
Ancak bunların hepsi sinyal değildir.
Gürültü:
– anlık heyecan üretir, – acele ettirir, – yönü belirsizdir.
Sinyal ise:
– tekrar eder, – davranışla desteklenir, – zaman içinde tutarlıdır.
Piyasa okumak, bu ikisini ayırabilme becerisidir.
Bilgi ile Bağlam Birlikte Okunur
Altınla ilgili bilgi tek başına yeterli değildir.
Gram, ayar, fiyat… Hepsi doğrudur.
Ama bağlam yoksa yanıltıcı olabilir.
– bu bilgi hangi koşulda geçerli, – bugün hâlâ çalışıyor mu, – hangi piyasa için söylenmiş?
Bu sorular sorulmadan yapılan okuma, piyasa değil; rakam okumasıdır.
En Büyük Yanılgı
“Altın piyasası çok karmaşık, okunmaz.”
Altın piyasası okunmaz hâle gelmedi.
Daha yüzeysel okumalar yetersiz kaldı.
Temel kavramlar doğru yere oturtulduğunda, piyasa karmaşık değil; katmanlı görünür.
Altın piyasasını okumak;
– sadece fiyata bakmak değil, – fiyatın oluştuğu koşulları görmek, – likiditeyi, talebi ve hızı birlikte değerlendirmek, – bilgiyi bağlamıyla ele almaktır.
Gerçek piyasa okuması, ezberden değil;
doğru soruları sürekli sorabilme disiplininden doğar.
Sessiz güç, net etki tam da burada başlar:
rakamları takip etmekte değil, rakamların neden oluştuğunu anlayabilmekte.

