Skip to content Skip to footer

Altın Değerlemesinde En Sık Yapılan Ölçüm Hataları ve Sonuçları

Altın değerlemesi çoğu zaman “basit bir hesap” gibi görülür: tart, ayarını bul, fiyatla çarp. Oysa pratikte değerleme; ölçüm disiplininin, alışkanlıkların ve varsayımların birleştiği hassas bir süreçtir.

Bu süreçte yapılan küçük hatalar, tek işlemde fark edilmese bile zamanla ciddi kayıplara dönüşür. Üstelik bu kayıplar çoğu zaman “piyasa şartları” ya da “normal fire” gibi gerekçelerle açıklanır.

Bu yazıda, altın değerlemesinde en sık yapılan ölçüm hatalarını ve bu hataların gerçek sonuçlarını net biçimde ele alıyoruz.


1) Tartı Sıfırlama ve Kalibrasyon İhmali

En temel ama en sık ihmal edilen konu tartı disiplinidir.

– Tartının sıfırlanmadan ölçüm yapılması
– Uzun süre kalibrasyon kontrolü yapılmaması
– Farklı tartılarda farklı sonuçların “normal” kabul edilmesi

Bu hatalar genellikle miligram seviyesinde başlar. Ama işlem sayısı arttıkça gram seviyesinde kayba dönüşür.

Sonuç: Sürekli aynı yönde oluşan küçük sapmalar, fark edilmeden sistematik zarara yol açar.


2) Miligram Hassasiyetini Önemsiz Görmek

“Bu kadar küçük farktan bir şey olmaz” düşüncesi, değerlemenin en tehlikeli refleksidir.

Miligram ihmal edildiğinde:

  • ölçüm disiplini gevşer,
  • alışkanlık oluşur,
  • standart bozulur.

Bu durum sadece maddi değil, etik bir sorun da üretir. Çünkü küçük farklar sürekli tekrar ettiğinde artık “tesadüf” olmaktan çıkar.

Sonuç: Güven kaybı ve biriken görünmez zarar.


3) Ayar Ölçümünde Tek Yönteme Güvenmek

Altın ayarı bazen tek bir teste bakılarak kesin kabul edilir.

Oysa:

  • alaşımlar değişebilir,
  • kaplama ürünler yanıltıcı olabilir,
  • yüzey ile iç yapı farklı sonuç verebilir.

Tek yönteme körü körüne güvenmek, özellikle hurda ve karışık ürünlerde ciddi sapmalara yol açar.

Sonuç: Yanlış ayar kabulü, doğru gramla bile yanlış değer üretir.


4) Fireyi Ölçüm Değil, Kader Gibi Görmek

Fire çoğu zaman kaçınılmaz bir sonuç gibi ele alınır.

Oysa fire:

  • nerede oluştuğu bilinmediğinde,
  • oranı takip edilmediğinde,
  • normalleştirildiğinde

kontrol edilemeyen bir kayba dönüşür.

Yeni başlayanların en sık yaptığı hata, fireyi üretim ya da eritme aşamasına bağlayıp ölçüm sürecini sorgulamamaktır.

Sonuç: Fire, teknik değil; yönetsel bir probleme dönüşür.


5) Net Ağırlık ile Brüt Ağırlığı Karıştırmak

Özellikle takı ve mamul ürünlerde:

  • taş,
  • kilit,
  • aksesuar

gibi unsurlar net altın ağırlığını doğrudan etkiler.

Bu detaylar ayrıştırılmadan yapılan ölçüm, altını olduğundan daha değerli ya da daha değersiz gösterebilir.

Sonuç: Yanlış net ağırlık, hem alımda hem satımda iki taraflı sorun üretir.


6) Referans Fiyatı Ölçümün Yerine Koymak

Referans fiyat, ölçümün tamamlayıcısıdır; yerine geçen bir unsur değildir.

Ancak pratikte şu hata yapılır:

“Ayar yaklaşık, gram da aşağı yukarı… Referans fiyata göre uyar.”

Bu yaklaşım ölçümü ikinci plana iter.

Sonuç: Hesap doğru gibi görünür ama dayandığı veri zayıftır. Bu da sürpriz sonuçlar üretir.


7) Standarttan Sapmaları Kayıt Altına Almamak

Ölçümde yaşanan küçük sapmalar çoğu zaman not edilmez.

– “Bu seferlik böyle çıktı”
– “Bu ürün zaten farklı”

Bu cümleler kayıt altına alınmadığında, tekrar eden hatalar görünmez kalır.

Sonuç: Sorun fark edilmez, çözüm üretilemez, kayıp kalıcılaşır.


En Büyük Yanılgı: Hatanın Hemen Ortaya Çıkacağını Sanmak

Altın değerlemesindeki ölçüm hataları çoğu zaman anında zarar yazmaz.

Zarar:

  • zamana yayılır,
  • işlem sayısıyla büyür,
  • alışkanlıklarla pekişir.

Bu yüzden en tehlikeli hatalar, fark edilmesi en zor olanlardır.


Altın değerlemesinde en büyük risk, büyük hatalar değildir. Asıl risk, küçük ölçüm hatalarının “normal” kabul edilmesidir.

Gerçek ustalık:

  • tartıyı doğru kullanmak,
  • ayırt etmeyi bilmek,
  • fireyi izlemek,
  • ölçümü alışkanlığa değil, kurala bağlamaktır.

Çünkü altın ticaretinde kayıp çoğu zaman piyasadan değil; ölçüm disiplininin gevşediği yerden gelir.

Sessiz güç, net etki tam da burada başlar: ölçümü ciddiye alan, sonucu da kontrol eder.

Leave a Comment