Siber güvenlik dünyasında bildiğinizi sandığınız her şeyi bir anlığına unutun. Her yıl olduğu gibi, Verizon ve IBM gibi sektör devlerinin yayınladığı en güncel veri ihlali raporları, tehdit ortamının ne kadar hızlı ve beklenmedik yönlere evrildiğini gözler önüne seriyor. Bu raporlar, artık ezberlenmiş savunma stratejilerinin yeterli olmadığını ve en temel varsayımlarımızı bile sorgulamamız gerektiğini kanıtlıyor. Bu yazıda, 2025 raporlarının derinliklerinden çıkardığımız, en şaşırtıcı ve ezber bozan beş gerçeği sizler için derledik.
1. Yapay Zeka: Hem Kurban Hem Kurtarıcı
Yapay zeka (AI), siber güvenlik alanında iki zıt kutbu aynı anda temsil ediyor. Bir yanda muazzam bir savunma potansiyeli sunarken, diğer yanda kontrolsüz bırakıldığında devasa bir güvenlik açığına dönüşüyor.
IBM’in raporuna göre, yapay zeka ile ilgili bir güvenlik olayı yaşayan kuruluşların şok edici bir şekilde %97’si, uygun yapay zeka erişim kontrollerine sahip değildi. Bu veri, yapay zekanın hızla benimsenirken, onu yönetecek ve güvence altına alacak yönetişim politikalarının aynı hızda geliştirilmediğini gösteriyor. Kontrolsüz bir yapay zeka, en hassas verilerimize açılan bir kapı haline gelebilir.
Madalyonun diğer yüzünde ise yapay zekanın kurtarıcı rolü var. Yine IBM verilerine göre, güvenlik operasyonlarında kapsamlı yapay zeka kullanan kuruluşlar, kullanmayanlara kıyasla veri ihlali maliyetlerinde ortalama 1.9 milyon dolar tasarruf sağlıyor. Bu çarpıcı çelişki, yapay zekanın bir tehdit değil, doğru yönetildiğinde ve stratejik olarak kullanıldığında en güçlü savunma araçlarımızdan biri olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor.
2. En Zayıf Halka Hâlâ İnsan: Sosyal Mühendislik Zirvede
En gelişmiş güvenlik duvarlarını, en karmaşık şifreleme algoritmalarını konuşurken, saldırganların en çok güvendiği zafiyet değişmiyor: insan psikolojisi. Sosyal mühendislik, Kaspersky’nin tanımıyla, “insan hatasından faydalanan bir manipülasyon tekniği” olarak tanımlanıyor. Saldırganlar korku, heyecan, merak gibi duyguları manipüle ederek, aciliyet hissi yaratarak veya güvenilir bir kişi ya da kurum gibi davranarak hedeflerini tuzağa düşürüyor.
Bu tekniğin ne kadar etkili olduğunu Verizon’un raporu kanıtlıyor: Phishing (oltalama) ve pretexting (rol yapma), maliyetli veri ihlallerinin en önemli nedenleri arasında yer alıyor. Bu durum, en pahalı teknolojik yatırımların bile, sürekli ve davranış odaklı güvenlik farkındalığı eğitimleriyle desteklenmediği sürece yetersiz kalacağını kanıtlıyor. Teknoloji, insan psikolojisini yamayamaz; ancak doğru eğitim, o psikolojiyi daha dirençli hale getirebilir.
3. Gerçek Risk Tedarik Zincirinde: Üçüncü Taraf İhlalleri İkiye Katlandı
Geçmişte siber güvenlik, büyük ölçüde kurumun kendi dijital sınırlarını korumakla ilgiliydi. Ancak 2025 raporları, bu paradigmanın tamamen değiştiğini gösteriyor. Artık asıl risk, sadece içeride değil, birlikte çalıştığınız iş ortaklarınızda, tedarikçilerinizde ve hizmet sağlayıcılarınızda yatıyor.
Verizon raporundaki en endişe verici bulgulardan biri, üçüncü taraf katılımıyla bağlantılı ihlallerin oranının geçen yıla göre iki katına çıkmış olmasıdır. Bu, bir şirketin siber güvenliğinin, en zayıf halkası kadar, yani en zayıf güvenlik standartlarına sahip iş ortağı kadar güçlü olduğu anlamına geliyor. Kendi kalenizi ne kadar sağlam inşa ederseniz edin, tedarik zincirinizdeki bir boşluk, tüm savunmanızı anlamsız kılabilir.
4. ’Küçük Balık’ Artık Ana Hedef: KOBİ’ler Dört Kat Daha Fazla Saldırı Altında
Siber suçluların sadece büyük şirketleri ve finans devlerini hedef aldığı yönündeki yaygın kanı artık geçerliliğini yitirdi. Hatta veriler, durumun tam tersi olduğunu gösteriyor. Saldırganlar için daha az kaynakla daha kolay sonuç alabilecekleri hedefler artık daha cazip.
Verizon’un bu yılki raporuna göre, küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ’ler), büyük kuruluşlardan neredeyse dört kat daha fazla hedeflendi. Bu şaşırtıcı istatistiğin arkasındaki mantık aslında çok basit: KOBİ’ler genellikle büyük şirketler kadar kapsamlı güvenlik bütçelerine, uzman personele veya gelişmiş teknolojilere sahip değil. Bu durum, onları siber suçlular için daha kolay ve daha az riskli bir hedef haline getiriyor. Bu bulgu, her ölçekteki işletmenin siber güvenliği en öncelikli gündem maddesi yapması gerektiğinin altını çiziyor.
5. Temeller Unutulunca: Şirketler En Basit Güvenlik Adımlarını Atlıyor
En karmaşık sıfır gün saldırılarını ve yapay zeka destekli tehditleri tartışırken, birçok kuruluşun en temel siber hijyen kurallarını ihmal ettiği gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Bu, adeta yüksek teknoloji bir alarm sistemi kurup, evin kapısını kilitlemeyi unutmaya benziyor.
Verizon’un raporu bu tehlikeli ihmali çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor: Kuruluşların geçtiğimiz yıl çevre cihazı güvenlik açıklarının önemli bir kısmını çözümsüz bıraktığı ve yalnızca küçük bir bölümünü tam olarak giderdiği görülüyor. Bu, saldırganların karmaşık yöntemlere başvurmasına gerek kalmadan, bilinen ve yaması mevcut olan zafiyetleri kullanarak ağlara sızabileceği anlamına geliyor. En sofistike tehditlere hazırlanırken bile, en temel ve bilinen güvenlik açıklarını kapatmanın ne kadar hayati olduğunu unutmamalıyız.
2025 siber güvenlik raporları, tehdit ortamının artık tahmin edilebilir olmadığını açıkça gösteriyor. Yapay zekanın ikili rolü, insan faktörünün değişmez zayıflığı, tedarik zincirlerinin artan riski, KOBİ’lerin ana hedef haline gelmesi ve en temel güvenlik adımlarının atlanması… Tüm bu bulgular, siber güvenliğe yaklaşımımızı yeniden gözden geçirmemiz gerektiğini gösteriyor.
Bu yeni gerçekler ışığında kendimize sormamız gereken o tek ve güçlü soru şu: Teknoloji ve tehditler bu kadar hızlı gelişirken, biz farkındalığımızı ve savunmamızı aynı hızda geliştirebiliyor muyuz?

